©2019 by EHS Danışmanlık Ltd.Şti.

Kişisel Markanız için Kişisel Değerleriniz

Kişisel Marka için Değer mi? 


“Değer” adına kullanılan sözcükler her an etrafımızdalar. İş veya özel yaşantımıza her gün onlarca noktadan temas ediyor. “Değer” kavramı insanın katlanarak artan bilgi üretme sürecinde tekrar tekrar tartışılıyor, her geçen gün hayatın içinde yepyeni mecazlar için kullanılıyor. Paranın “değer” kaybetme endişesi veya yaşama “değer” katma gayreti içinde geçiyor günlerimiz. Bazen duygularımızda hayat bulabiliyor; örneğin Özdemir Erdoğan yakın geçmişteki bir şarkısını  “Paranın ne önemi var mühim olan insanlık” diyerek söylüyor.



Değer olarak tanımladığımız kavramları, sosyal bilimcilerin tarifiyle, davranışlarımızın arkasında yatan mekanizmaları tartışırken ve anlamaya çalışırken kullanıyoruz. Ya da bu davranışları istediğimiz yönde şekillendirmek veya diğerlerini bir eylem için motive etmek adına işliyoruz. Asıl önemli nokta ise burada zaten…


Kişisel Değerlerimizi kimler kullanıyor?


Bu anlamıyla pazarlama ve reklam, insan ihtiyaçlarının yaratılması, yeniden tanımlanması ve mevcut ihtiyaçların gıdıklanması üzerine kurulu. Böylece kitlesel tüketimin ekonomik sistem içerisinde dengesini ve sürekliliğini sağlamak mümkün olabiliyor. Ancak diğer iş kollarından ve sektörlerden farklı olarak reklam, insanlık tarihinin oluşagelmiş teknolojik veya kültürel tüm birikimini amacına hizmet edecek bir yapbozun parçaları gibi kullanıyor. Her bir ürün veya marka için söylem ve görüntü üretirken yeni bir dil formüle ediyor veya daha önce üretilen bir söylemi farklı bir dalga boyunda köpürtüyor.


İşte pazarlama iletişiminin kendi üretim sürecindeki hedef tahtası ise değerlerimiz ya da bizler, yani tüketiciler. Reklamcılık ve pazarlamanın kişisel değerlerimize olan bu ilgisinin başında değerlerin hem birey hem de grup düzeyinde bilgi sağlayan önemli bir araç olması yer alıyor (Zavalloni, 1980). Ayrıca Kluckhohn’un tanımıyla (1962) “Amaç Değerler” ve “Araç Değerler” ayrımı reklamın bir faktör olarak hedef kitle üzerinde tüketimin tetiklenmesindeki neden-sonuç ilişkisine ışık tutabiliyor. Nihayetinde, değerler sisteminin tüketicilerin yaşam tarzıyla doğrudan ilişkili olduğunu ve birbirlerini de doğrudan veya dolaylı etkilediğini söylemek gerekiyor Carman (1978). Özetle kişisel değerlerimizi pazarlama ve reklam dünyası tepe tepe kullanıyor. Bu konuda tüketici değer analizlerini yapıp kendi sağlamalarını yapıyorlar.


Kendi Markan için Kendi Değerini Bil: 8 Önemli Hatırlatma


Bu sistem gerçeklerini beğenmek veya beğenmemek hepimizin kendi tercihi. Ancak, bu pazar dinamikleri ve gerçekleri ışığında, profesyoneller arenasında bir yeri olsun isteyenlerin öncelikle pazarlama pratiklerini anlamaya ikna olmaları gerekiyor. Hedef kitlede etki yaratmanın sihirbazı olan pazarlama ve reklam iş kolundaki güncel yöntem ve yaklaşımları dikkate almaları gerekiyor. Yani ticari kişiliklerin hedef kitleleri için yürüttükleri harekâtları anlamak üzere reklamları gözlemeye başlamaları gerekiyor. Son olarak ise bu bakış açısıyla kişisel amaç ve hedef belirleme aşamalarını tamamladıktan sonra aşağıdaki önerileri dikkate almaları gerekiyor;

  1. Önce kendinizi, kendinizin Pazarlama Direktörü olarak atayın ve koltuğunuzu doldurmanız gerektiği noktasında kendinizle anlaşın,

  2. Pazarlama örneklerini izlemeye başlayın, hangi reklamın hangi değerlerinize hangi yöntemlerle ulaşmayı başarabildiğini anlayın,

  3. Kişisel değerlerinizi çalışın, önem ve önceliklerine göre sıralayın, çekinmeyin gerekiyorsa destek alın,

  4. Hedef iş alanınızda başarıya ulaşmak için hangi değerlerinizin “değer” yaratabileceğine çalışın,

  5. Hedef kitlenizdeki değerleri analiz edin ve kendi değerlerinizle ilişkili katkı sağlayacak olanları belirleyin,

  6. Bu değerlerinizi hedef kitlenizin algı sisteminde oluşturmak için bir kişisel iletişim harekâtı oluşturun,

  7. Yolda giderken hedeflerinizle, değerler sisteminizle ve iş dinamikleriyle uyumlu olmayan faktörleri değiştirin veya onlardan tamamen vazgeçin,

  8. Sadece kendi değerlerinize güvenin, zaten sizin olmayan değerlerle bir yere varılamayacağını hep hatırlayın.