©2019 by EHS Danışmanlık Ltd.Şti.

İşletmeler için Sağlıklı Büyüme Diyeti


İşletmelerin Gelişimi için Önleyici Tıp


Küçük bir işletmenin kurumsal bir deve dönüşmesinin nedenlerini tam ayıklayamıyor olsak da küçük ve orta ölçekli işletmelerin sağlıklı büyümesi için izlenecek kılavuz ilkelerin altını çizmemiz pekala mümkün.


Günümüzde sağlık sektörü, tedavi yerine önleyici aktivitelere odaklanıyor. ‘Hasta olmazsan tedaviye de gerek kalmaz’ söylemi kulağa gerçekten de çok cazip geliyor. Tabii bir bedeli de var; önleyici tıbbın hasta olmayalım diye önerdiği 3 aşamalı odak için gerekli çabayı harcamak gerekiyor. Yani; ‘Sağlam Kafa’, ‘Kaliteli Beslenme’ ve ‘Devamlı Egzersiz’.


İşletmelerin büyümesinde de bu 3 temel boyutu kılavuz alabileceğimizi düşünüyorum. Böylece, sağlıklı yaşama ilgi duyan patronlar da akılda kalıcı ve destekleyici bu bakış açısını kendi iş ve ekip yönetimi iletişimlerinde kullanmayı değerlendirebilirler.


1-) Sağlam Kafalı İşletmeler: Özünde bir şirket açısından sonraki 2 odağa sahip çıkılması için bu konu önemli. Öncelikle işletme sahiplerinin “şahsi” olgunlaşma konularını ve “aile içi ortaklık” ilişkilerini işe minimum yansıtarak, yönetimde yer verdiği kişileri eşgüdümle ve profesyonellerin var olabileceği bir iklimde çalıştırması ve beslemesi gerekiyor.


Bu boyut işletmenin ortakları üzerinden hayat bulan, patronun önce kendisi ve takiben kurmay kadrosu ile kültür deneyimi yaratabildiği “Liderlik” bileşeni. Bu çalışma bakışı yerleştirildikten sonra sıra şirketin büyümesi paralelinde altyapısının geliştirilmesine geliyor. Prim sisteminden kariyer planlamalarına, iş akışı otomasyonundan proje odaklı yönetişime kadar örnekleri çoğaltabiliriz.


Yönetime odaklanırken en temel risk ise özellikle yönetime yakın kadro için yetkin kişiyi bulmak ve bulunca da yeterli bütçe ayırmamak. Günümüzde asgari ama doğru kadro ile çalışmanın önemini kavramak ilk adımlardan biri, tasarrufu bu noktada yapayım demek büyük zaman kaybına neden olabiliyor.


2-) Kaliteli Beslenen İşletmeler: Bir işletme için de insan metabolizmasında olduğu gibi kaliteli beslenme dengenin ilk adımı. İşletme bünyesini güçlü tutmalı, aldıkları kaliteli, kullandıkları kaliteli olmalı, aksi durumda efor, sürdürülebilir bir performansa dönüşmüyor.

Kalite rekabeti bakışıyla ilerlemeye çalışırken en önemli tehdit, ucuz fiyat açmazına düşmek. Ekonomi yapmak ile ucuzculuğun ayrımı önemli, beslenmede olduğu gibi basit ama önemli bir mineral eksikliğinin uzun vadede yarattığı olumsuz semptomlara benziyor bu durum. Bu ikinci boyut ise işletmenin “Sistemleştirme”, “Verimlilik” ve “Yenilenme” çabalarında kendisini gösteriyor.


İşletme sahibinin öncelikle rekabet edeceği alan mevcut ürün/hizmet değeri olmalı. Önce mevcudun kalitesini iyileştirmek ve sonrasında ürün/hizmet farklılaştırmak basit, bilinen ama ihmal edilen bir faktör olabiliyor, sürekli hamburger yerken sağlıklı ve kaliteli bir yaşam beklemek gibi aslında.

Marka algısı, müşteri hizmet deneyimi gibi çalışma alanları da kalite rekabetinde kullanılacak tamamlayıcı kozmetik araçlar olarak zamanla ve artan dozlarda bünyeye tatbik edilmeli tabii.


3-) Devamlı Egzersiz Yapan İşletmeler: İşletme sahibinin sakız misali sürekli çiğneyerek odaklanacağı konu ise önce geliri artırmak olmalı. Şişirilen her balonun gelirle ilişkisini kurmak gerekiyor büyüme aşamasında.


Bu anlamda, yeni dağıtım kanalları, satış ekibi yetkinliği, fiyat artırıcı operasyonlar, müşteri erişimi ve deneyimi, yeni pazar atılımları gibi harekatları sürekli bir egzersiz olarak uygulamak çok kritik, deneyip olmayanları şirket tarihçesinde biriktirmek de çok değerli.


Özetle, bünyeyi sürekli güçlendirmek ve gerekli kasları çalıştırmayı öğrenmek gerekiyor. Marka algısını ve müşteri hizmet deneyimini önceki maddedeki gibi yine gelir artırıcı aktivitelerde ve fiyat artışında bir vitamin desteği olarak kullanmak gerekiyor tabii. Bu anlamda, “Müşteri Deneyimi”, “Satış Hedefleme” ve etkili “Dağıtım Kanalları” işletmenin egzersiz alanları olarak üçüncü boyutta yerini alıyor.


Gelir rekabetine odaklanırken önemli risk, hesabı bilinmeyen maliyetlere girmek. Gelir artırma sürecinde hesaplanmış yüksek maliyetleri kabullenmek ile bilinmez maliyetlerle sonradan yüzleşmek şirketi büyüten veya batıran faktör olarak gündeme geliyor.

Hormonlu ilaçlarla çalışıp kaslarını şişiren vücut geliştiricilerin aksine adaleleri kalıcı ve esnek yapabilmek önemli. Geliri büyütme çabasının vücudu zinde tutan bir egzersiz gibi ele alınması, işletme sahibinin de şirket uzuvlarının üzerinde tam kontrol sahibi olabilmesini sağlıyor.


Sağlam Kafa, Sağlam Vücutta Bulunur

Yukarıdaki açıklamaların çoğu iş sahipleri tarafından parça parça biliniyor olsa da tıpkı kişisel sağlığımızla ilgili konularda da olduğu gibi kimi zaman ihmal ettiğimiz gerçeklerin altını çiziyor.

Bu anlamda, büyük bir özveri ve gayretle şirketlerinin dengeli ve sürdürülebilir büyümesi için çalışan küçük ve ortak ölçekli işletmelerin sahipleri için önleyici tıbbın 3 temel odağını hatırlatmak istiyorum.


Nihayetinde, sonradan tedavi olma gayreti yerine hasta olmadan alacağımız aksiyonlar kendimiz için olduğu kadar sağlıklı gelişiminde üzerine titrediğimiz şirketimiz için de en doğru yaklaşım olarak görünüyor.



Kaynak: Three Rules for Making a Company Truly Great, Michael E. Raynor, Mumtaz Ahmed