Homo Sapiens Mobilus: Mobil Tüketici


Sanal İkametgâhlar Diyarı


Sabah uyanmamızdan akşam yatana kadar geçen sürede “modern” hayat ile bağlantı uzvumuz mobil araçlarımızla mutluyuz... Bu imkan kabaca dünyanın %50’sinden fazlası için geçerli ve entelektüel bir evrimi tetikleyebilecek kadar da etkili.


Günümüzde, "yaşamı anlamlandırmak" bir sanat dalı gibi konumlanıyor önümüzde. Temel iletişim ihtiyacımız ise adeta ayrı bir bilgelik edebiyatı... Kendimizi gerçekleştirmede, "üretim" yerine "tüketimi" kullanıyoruz. Son dönemde tüketimin tarifi de güncelleniyor. Önce psikolojiyi perakende ürün yapmıştık, şimdi felsefeyle ürün paketi yapıp satıyoruz. Tercihlerimizle deneyimlerimiz kitlesel tüketim ajanı olmamıza yönelik stratejik ortaklık kurmuşlar gibi görünüyor.


Bu süreçte ise mobil uzuvlarımız akıllı telefonlarımız bize sanal diyarda bir ikametgah adresi sağlıyor. Sonuçta, bu sanal ikametgahlarımız, insanlığın ürettiği bileşke içeriği tüketimin hızlandırıcısı olarak kullanırken bize perakende raf çeşitliliğinde sonsuz renklere erişimi sağlıyor. Önceki dünyada hiç deneyimlenmemiş bir etkileşim ölçeğinden muzdarip duygularımız da cabası...


Mobil Tüketim Mutlusu ( "Sapiens Mobilus XL" )


“Mobil Tüketim Mutlusu” olarak nitelikli içeriğin reprodüksiyonlarını satın alan ucuzcu koleksiyoner bakış açısıyla yaşamaya ilişkin hikayeler kurgulamaya çalışıyoruz. Bu kurguda bilinçli tüketici mantomuzu üzerimize giyiyoruz tabii.


Ortalama bir “Mobil Tüketim Mutlusu”, fikri satın almak için önce bence %75'in üzerinde kendi sanal ikametgâhına teslim edilen pazarlama tekliflerini değerlendiriyor. Bu tekliflere her şey dahil; bir perakende sosyal sorumluluk projesi olabildiği gibi toptan satılan devlet propagandaları da olabiliyor.


Mobil Tüketim Mutlusu, kullanmadığı onlarca özelliği olan ürünleri veya hizmet setini almaya ise bilinçli tüketici tavrıyla öncelikle sosyal medya yorumlarını okuyarak karar veriyor. İkinci sırada kendisi gibi özelliklerini kullanmadığı ürünleri alan arkadaşlarının tecrübeleri geliyor. Sonrasında ise arkadaşlarının "like" ettikleri var. En sonunda ise kendi araştırmaları geliyor.


Bu grubun anket cevaplarında doğrudan reklam kampanyalarından pek de etkilenmediği cevabı görülüyor. Ancak aynı kitleyle yapılan odak grubu çalışmalarında aynı reklamların tüketim profillerini etkilediği anlaşılıyor! Bununla beraber tasarlanmış sosyal medya profillerinin ve mikro komünite dayanışmasının "baş parmak" pazarlama taktiklerini belirlemede etkisi de tabii büyük.


Özetle dünya ölçeğinde görece kısmetli bu büyük grup, lüks otomobil markalarının kısıtlı üretilen modelleri gibi görünüyor bana. Bu geçiş türü, "Homo Sapiens Mobilus XL"; kabaca son 10 yıldır dünyanın dijital coğrafyalarında ayak izini bırakıyor.


Hakikaten de dünyada ortalama insanların tarihte ilk kez bu kadar çok bildiği bir dönemi yaşıyoruz. Ne kadar da çok biliyoruz. Daha çok bilmeye çalışıyoruz, her ne kadar bildiğimiz neye yarıyor sorusu açıkta kalsa da, bilme iştahımız sanki katlanarak artıyor.


Uzuvları ve kullandığı aletleri son derece "Smart/Akıllı" olan bu tür için, grup halinde karmaşık zeka deneyimleri ve çıktıları üretebilse de, birey seviyesinde kendi için ne kadar akıllı sorusu havada asılı duruyor? Belki doğrusunu yapıyor..!


Homo Mobilus: Kendi Tercihimi Kendim Seçiyorum !

Bu noktada felsefi bir tartışmaya varıyoruz; keyif yönüyle mutluluk ve yaşamın anlamı...


Son model bir “Homo Sapiens Mobilus XL” olarak mobil uzuvlarımızın işlevselliği ile kafamızı sokup baktığımız dünya bize tercih kalıpları öneriyor. Seçimlerimiz hangi kalıbın içine gireceğimizi belirlemekle sınırlı kalıyor. Kitlesel pazarlama ve reklamcılık sosyal yaşamımızdan işine gelen sosyal imleçleri paketleyip harmanlayarak tüketim kalıplarını bize hazırlıyor, sunuyor, tüketirken de bizi profilliyor.


Bu durumda “Mobil Tüketim İnsanı”/"Mobil Tüketim Mutlusu" ya da latince “Homo Sapiens Mobilus” adını verdiğim bu geçiş türünün özgürleşmek için elinde 2 araç kalıyor. O da hissettiklerine kulak vermek ve makul aklı kullanmak. Sistem savaşçısı olmak gibi romantik hayaller ancak tüketim içeriği evreninde bir sayfa açmaya yarayabildiği için rasyonel olmakta fayda var. Felsefenin bile perakende ürün haline geldiği günümüzde “Rasyonel Sadeleşme” nesiller boyu sürecek bir çözüm harekatının ilk cephesi olarak önümüzde duruyor...


Özetle şu an için, sadece kendi seçimini tercih etmeyi engelleyebilecek faktörleri azaltmak için akıllı bir operasyon yürütmek biraz irade ile mümkün görünüyor. Bence; vadeli hayal kurmaya başlayıp peşin harcayarak ve bu yolda irade beyanında bulunmakla ilk adımı hemen atabiliriz.


Sadece tükettiğimiz malların fiyatı ve değeri ile ihtiyaçlarımız ve beklentilerimiz arasındaki makas üzerinde düşünmeye başlamak bile tarafını belli etmek adına ve kendimizi sevdiklerimizle beraber daha hafif hissetmeye başlamamız için kolaylaştırıcı olacaktır.


Bütün bunları tespit edebilmek için ilk adımda "Durmak" ile yola çıkmak, sonrasında ise "Acele Etmeden" kelimesini yaka iğnesi takarak yola devam etmek; "Tek Yaşam" anlamı ve keyfi için destekleyici olacaktır.

©2019 by EHS Danışmanlık Ltd.Şti.